Son Konulardan

  • TC İnkılap Tarihi
  • Sosyal Bilgiler 5
  • Sosyal Bilgiler 6
  • Sosyal Bilgiler 7

1.Meşrutiyet (1876-1878): Tanzimat Döneminde Avrupa’ya öğrenciler gönderilmişti.Bu öğrenciler görmüş, tanımış ve bunlardan etkilenerek Osmanlının kurtuluşunu Meşrutiyette görmüştür.Kırım Savaşı’ndan sonra Avrupa Rusya’nın Osmanlı üzerindeki emellerine set çekmişti.Fakat 1870’te Almanya’nın birliğini tamamlayıp İngiltere’ye rakip olması, İngiltere’nin Osmanlıyı desteklemekten vazgeçmesine neden oldu.İngiltere, Almanya ile Rusya’nın  kendisine karşı birlik olması endişesiyle Rusya’yı Osmanlıya karşı emellerinde serbest bıraktı.Rusya bütün Balkan Devletleri’ni Panslavizm politikası ile kışkırttı.Girit dâhil her yerde isyan çıktı.Bu durum Avrupa’yı da endişelendirdi.Meseleyi çözmek için konferanslar düzenlediler ama Osmanlı buralarda alınan karaları kabul etmedi.Devamı için tıklayın

II.Meşrutiyet (1908-1922):I.Meşrutiyet askıya alınınca Genç Osmanlılar meşrutiyetin tekrar yürürlüğe girmesi için çalışmaya başladılar.İttihad-ı Osmaniye adlı bir cemiyet kurdular.Bu cemiyet hem İstanbul hem de Avrupa’dakişubelerinde faaliyete başladı.Abdülhamit üzerlerine gidince Makedonya’ya çekildiler.Burada rahat çalışabilirlerdi.Çünkü Osmanlı Avrupa’nın baskısından dolayı buraya fazla müdahale edemiyordu.Avrupa sözde buradaki azınlıkların haklarını koruyordu.Bu durum ittihatçıların işine yaradı.Cemiyet burada Mustafa Kemal’in kurduğu vatan ve hürriyet cemiyeti ile birleşti ve İttihat ve Terakki adını aldı.Genelde askerlerin kurduğu bu cemiyetin merkezi Selanik’ti. Devamı için tıklayın

 

I. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEVLETİ’NİN GENEL DURUMU

Ekonomik Durum: Avrupa’daki gelişmelerin hiçbiri yaşanmamıştır.

  • Avrupa’da Rönesans ve Reform hareketleri sonucu özgür düşünce ortamı oluşmuş, Aydınlanma felsefesinin yaşanması ile bilim ve teknik alanında önemli gelişmeler olmuş (ama Osmanlı’da bu gelişmeler yaşanmamış).
  • Coğrafi keşifler sonucu sömürgeleşme hareketi başlamış, Avrupa zenginleşmiş (bu keşifler sonucu yeni ticaret yolları bulunmuş, Osmanlı’nın elindeki ticaret yolları önemini kaybetmiş).
  • Avrupa’da bilimsel gelişmelerin üretim alanında uygulanması sonucu Sanayi Devrimi gerçekleşmiş. Sanayi Devrimi sonuçları; emek azaldı, üretim arttı; üretimde aletin yerini makine aldı; uluslar arası ticaret hızlandı; işçi sınıfı oluştu; göçler başladı, büyük kentler oluştu; hammadde ve pazar sorunu sömürgeciliği başlattı; sömürgecilik uluslar arası rekabeti doğurdu. Devamı için tıklayın

Bilgi Kaynakları

Bilgi edinmek amacıyla kullandığımız yayınlara bilgi kaynakları denir. Günlük gazeteleri okuyarak dünya ve ülkemizde olup biten siyasi, ekonomik, politik, sanat, spor ve bilimsel gelişmelerle ilgili haber, bilgi, değerlendirme ve görüşleri takip edebiliriz. Ancak gazetelerde yer alan yazı ve resimleri yeterli görmediğimiz durumda dergi, kitap, ansiklopedi, internet gibi kaynaklardan daha geniş bilgi edinebiliriz. Günümüzde internet, bilgi edinmede kullanacağımız en hızlı iletişim araçlarındandır. Internet doğru kullanıldığında çok önemli bir bilgi kaynağıdır.

Bilgi edinmek üzere başvuracağımız diğer kaynaklar ise şunlardır:

Kitaplar:Bir konuda çeşitli düzeylerde bilgi içeren, genellikle tek ciltten oluşan, bir veya daha fazla yazar tarafından yazılmış temel bilgi kaynaklarıdır. Sözlükler: Bir sözcüğün yazılışını, okunuşunu, anlamını veya başka dillerdeki karşılığını öğrenmek için başvurulan kaynaklardır. Ansiklopediler: Çeşitli konularda belirli bir yönteme göre düzenlene, bilim, sanat gibi uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran ve genellikle birkaç ciltten oluşan kitaplardır.

Bilimin Öncüleri

Türk Bilim Öncülerinden bazıları

Piri Reis: Eşsiz bir harita ve deniz bilimleri üstadı olmasının yanı sıra, Osmanlı tarihinde izler bırakmış kaptandır. 1513 tarihli ilk dünya haritasını çizdi. Derlediği denizcilik notlarını bir Denizcilik Kitabı(seyir kılavuzu) olan Kitab-ı Bahriye'de bir araya getirdi.

Farabi: Doğa bilimleri ve felsefe tarihi alanında yaklaşık 100 eser yazdı. Felsefe ve mantık alanında yaptığı çalışmaları ile büyük ün kazanmış bir bilim adamıdır.

İbn-i Sina:Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve beceri gerektiren çeşitli alanlarda çalışmalar yapmıştır. "Tıbbın Kanunu" adlı eseri XII. Yüzyılda Latince'ye çevrildi. İbn-i Sina 700 yıl Avrupa'nın tıp hocası oldu.

Cahit Arf:Şu anda kullandığımız 10 liraların arkasında fotoğrafı yer alan Cahit Arf, dünyaca ünlü bir matematikçimizdir. Kendi adıyla bilinen matematik kuramları ile dünya çapında tanınır.

Buluşlar ve Teknolojik Gelişmeler

Mucit; yeni bir buluş ortaya koyan, icat eden kişiye mucit denir. Buluş(İcat), bir şeyi ilk kez ortaya koymaya veya icat edilmeye denir.

Buluşlar, insanoğlunun ihtiyaçlarını karşılama ve karşılaştığı problemleri çözme gayret ve merakından doğmaktadır. Bununla beraber, planlı ve sürekli bir çalışma gerekmektedir.

Buluşlar ve icatlar insan yaşamını kolaylaştırır ve değiştirir.

Teknoloji bilimsel bilgilerden yararlanarak insan oğlunun ihtiyaçlarına uygun alet ve araçların yapılması ya da üretilmesi için gerekli bilgi ve yetenektir.

Bilim ve teknoloji arasında sıkı bir ilişki vardır. Buluşlar, teknolojik gelişmeler sayesinde zamanla gelişmiş ve işlevleri artmıştır.

Buluşların çok azı tesadüf sonucu ya da aniden ortaya çıkmıştır. Buluşların ortaya çıkması için insan oğlunun belli bir bilimsel ve teknolojik birikime sahip olması gerekmiştir. Günümüzde buluşların çoğu, daha önce yapılan çalışmaların, birikimlerin ve aletlerin geliştirilmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Buluşların Hayatımıza Etkileri

1. Olumlu Etkileri:

Günlük hayatımızda pek çok teknolojik buluşu kullanmaktayız. Bu buluşlar iletişimden sağlığa, eğitimden ulaşıma, beslenmeden eğlenceye kadar bir çok alanda yaşantımızı kolaylaştırmaya devam etmektedir.

İnsanlar, yeryüzünde var oldukları ilk çağlardan itibaren çevresini incelemeye ve ondan yararlanmaya çalışmıştır.Beslenebilmek için büyük çabalar sarfetmişlerdir. İlk çağlarda insanların kullandığı aletleri taşları yontarak yapmışlardır.

Ancak, yıllar geçtikçe alet yapma tekniklerini geliştirmişlerdir. Taş aletlerin bir ucu kesme işlemleri için sivriltip diğer ucunu ise elle tutmak için yontmuşlardır.

Göçebe hayatı terk ederek yerleşik geçen insanlar evler, köyler ve şehirler kurmuşlardır.

Mucitler ve Bilimadamları

Bilim: Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak sonuçlar çıkarmaya çalışan düzenli bilgidir.

Bilim Adamı (Bilim insanı): Bir soruna çözüm bulmak için harekete geçen kişidir.

Bilim İnsanının Özellikleri:

İyi bir gözlemcidirler.

Şüphecidirler. Olup biteni olduğu gibi kabul etmezler.

Eleştiricidirler ve eleştiriye açıktırlar.

Meraklı, sorgulayıcı ve araştırmacıdırlar.

Monarşi

•   Tüm yetkilerin ve güçlerin tek kişide toplanmasıdır.
•   Seçim dışı yöntemler kullanılır.
•   Yetki, genellikle miras yoluyla (babadan oğula- saltanat) geçer ve tek bir kişide toplanır. Bu kişi kral,  prens, padişah, çar olabilir
•   Bu kişinin emirleri tartışılmaksızın kabul edilir.
•   Yasama, yürütme ve yargı yetkileri bu kişinin elindedir. Kimseye hesap vermez.

Geçmişte monarşi ile yönetilen ülkeler; Roma İmparatorluğu, Rusya, İngiltere Osmanlı Devleti, Fransa.

Günümüzde ise Suudi Arabistan, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, İngiltere, İspanya, Hollanda, Japonya monarşik devletlerdir.

Devamı için tıklayın

 

Haklarımız

İnsan hakları, insanların doğuştan sahip olduğu evrensel nitelikte olan haklardır.

İnsan haklarının temelini, 10 Ocak 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile 4 Kasım 1950 tarihli İnsan Haklan Sözleşmesi oluşturmuştur. Bu beyanname ve sözleşmede yaşama hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, düşünce, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğüne verilmiştir. Bunlar bizim anayasamızda da yer almaktadır.

Anayasamızın 12. maddesince kişiliğine bağlı, dokunulamaz, devredilemez, vazgeçilemez temel hak ve hürriyetlere sahiptir." ifadesi yer almaktadır.

Temel haklar bizim anayasamızda da temel hak ve özgürlükler başlığı altında "Kişi Hakları’’, "Sosyal ve Ekonomik Haklar’’,Siyasi Haklar" olarak üç grupta ele alınmış:'

 

Devamı için tıklayın

 

20. Yüzyılda Meydana Gelen Bilimsel ve Teknolojik Gelişmeler

Nükleer enerji: Maddenin en küçük birimi olan atomun parçalanması veya birleştirilmesi sonucu ortaya çıkan enerji olup ‘’atom enerjisi’’de denir. Uranyum ve toryum, bu enerjinin ham maddesini oluşturur. Atom enerjisi ile ilgili ilk denemeler 20. yüzyılın başlarında Amerika Birleşik devletleri’nin öncülüğünde başlamıştır. Dünyanın bu enerji ile ilk tanışması ikinci Dünya Savaşı’nda Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan atom bombaları ile olmuştur. Bu olaydan sonra çok sayıda insan hayatını kaybetmiş Ya da sakat kalmıştır.

Devamı için tıklayın

Sosyal Bilimler

Sosyal bilimler insanları ve toplumu ilgilendiren konuları içerir. Sosyal bilimler hayatımızın her alanında yer alır. Sosyal bilimleri oluşturan bilim dalları şöyle sıralayabiliriz.

Tarih: İnsan topluluklarının geçmişteki yaşayışlarını, kültür ve uygarlıklarını, sosyal – ekonomik yapılarını neden – sonuç ilişkisi içinde yer ve zaman göstererek inceleyen, elde ettiği bulguları, belgelere dayanarak objektif bir şekilde açıklayan sosyal bilim dalıdır.

Coğrafya: İnsanlar ve yer (mekan) ile bunlar arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalıdır. Yer ve insan, coğrafyanın konusunu oluşturur. Diğer bir anlatımla coğrafya, insanlar ile doğal çevre arasındaki ilişkileri inceleyen bilimdir.

Hukuk: İnsan topluluklarında, kişiler arasındaki ya da kişilerle devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen ve uyulması devletin yaptırım gücüyle sağlanmış bulunan izin verici, düzenleyici davranış kurallarını inceleyen bilim dalıdır.

Devamı için tıklayın

YASAMA

      Millet, kendi hâkimiyetine dayanarak ka­nun yapma yetkisini kabul ettiği bir organa verir. Anayasamıza göre, yasama organı TBMM'dir. Bu yetki devredilemez. TBMM genel oyla se­çilen 550 milletvekilinden oluşur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi ,hükümetin yaptığı işleri meclis araştırması, meclis soruş­turması ve gensoru yollarıyla denetler. Yapılan işlerde yetkiyi kötüye kullanma ya da yasalara ay­kırı bir durum bulunduğunda meclis, hükümeti "güvenoyu vermemek" yoluyla düşürebilir

Devamı için tıklayın

CUMHURİYETİN TEMEL İLKELERİ

 Demokratik Devlet

  • Demokrasi; egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olmasıdır.
  • Demokrasilerde belli dönemlerde yapılan seçimlerle halk temsilcilerini belirler. Böylece millet temsilcileri aracılığı ile kendi kendini yö­netir.
  • Vatandaşlar kanunlara göre seçme ve se­çilme hakkını kullanır. Herhangi bir baskı olma­dan istediği siyasi partiye oyunu verir. Aynı zamanda istediği siyasi partiye üye olabilir ve partisi için çalışabilir.
  • Herkesin eşit oy hakkı vardır. Seçimlerde oylama gizli, oy sayı­mı ise açık yapılır.    Demokrasilerde, devleti yö­netme yetkisi hiçbir zaman bir kişiye veya belirli bir zümreye bırakılamaz.
  • Demokrasilerde, kişiler özgürce düşünür ve düşündüğünü ifade eder.
  • Demokrasinin Temel İlkeleri Millî Egemenlik
  • Demokraside egemenlik millete aittir. Mil­let bu hakkını temsilcileri (milletvekilleri) aracılı­ğıyla kullanır. Yönetenler, gücünü milletten alır. Hiçbir kimse, zorla iş başına gelemez. Bu esas, anayasamızda şöyle belirtilmiştir: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir."

 

Devamı için tıklayın

 

Önemli buluşlar

Pusula

Pusula görünüşte çok basit bir alet olmasına karşın, sebep olduğu gelişmeler bakımından çok önemli sonuçlar doğurmuştur. Çinliler tarafından bulunan pusula Talaş Savaşı'ndan sonra Müslüman Araplar tarafından öğrenilmeye başlanmıştır. Haçlı Seferlerinden sonra Avrupalılar pusulayı kullanmaya başlamışlardır.

Pusulanın kullanılmasından sonra gemiciler açık denizlere açılmaya başlamıştır.

Dünyanın bilinmeyen bölgelerine gidilmiş ve yeni kıtalar keşfedilmiştir

Devamı için tıklayın

OSMANLI’DA EĞİTİM KURUMLARI

Sıbyan Mektebi: Şimdiki İlköğretim kurumlarıdır. Hemen her mahallede bulunurdu. Okuma-yazma öğretilen okullardır. Günümüzdeki ilkokul seviyesinde eğitim verirdi.

Medrese: Medreseler orta ve yükseköğretim kurumlarıydı. Padişahlar, vezirler ve varlıklı kimseler tarafından yaptırılırdı. İstanbul’un en büyük medreseleri Fatih ve Kanuni dönemlerinde yaptırıldı. Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan

Sahn-ı Seman Medresesi ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan Sahn-ı Süleymaniye Medresesi dönemin ünlü medreseleriydi. Bu medreseler zamanın üniversiteleri niteliğindeydi. Medreselerde İslami bilimler (Kur’an, kelam, hadis, tefsir, fıkıh) ve pozitif bilimler (matematik, astronomi, tıp, tarih, coğrafya vb.) dersler okutulurdu. Medreselerden mezun olanlar kadı, kazasker, müftü, müderris vb. olurlardı. Medreselerde ders veren öğretmenlere “müderris” denirdi.

Devamı için tıklayın

KEŞİFLER

İlk keşif seyahatleri, Atlantik Okyanusu ve Afrika sahillerinde 14. yüzyılın başlarında Fransız ve Cenevizli gemiciler tarafından yapılmıştır. Bu seyahatler sonucunda Kanarya ve Azor Adaları keşfedildi.Coğrafi Keşifleri ilk başlatanlar Portekizliler ve İspanyollar’dır.

Devamını okumak için tıklayın

KEŞİFLER

    • İlk keşif seyahatleri, Atlantik Okyanusu ve Afrika sahillerinde 14. yüzyılın başlarında Fransız ve Cenevizli gemiciler tarafından yapılmıştır. Bu seyahatler sonucunda Kanarya ve Azor Adaları keşfedildi.

  • Coğrafi Keşifleri ilk başlatanlar Portekizliler ve İspanyollar’dır.

Portekizlilerin Keşifleri

  • Portekizli Bartelmi Diyaz, Afrika’nın güneyini dolaşarak Ümit Burnu’nu buldu (1486). Böylece Hindistan’a deniz yolu ile ulaşma imkânı elde edilmiş oldu{goster}Yazının devamı İçin Üye Girişi Yapın yada Kayıt Olun !{/goster}
    {gizle}
  • Portekizli Vasko dö Gama, Ümit Burnu’nu dolaşarak Hindistan’ın Kalküta Limanı’ndan Portekiz’e ulaştı. Böylece Hint Deniz Yolu’nu buldu (1497).
  • Portekizliler Güney Amerika’da Brezilya’yı da keşfettiler (1500).

İspanyolların Keşifleri

  • Kristof Kolomb 1492 yılında Amerika’nın orta ve güney kıyılarını buldu, fakat yeni bir kıta bulduğunu anlamadı.
  • Kristof Kolomb’un ölümünden sonra Ameriko Vespuçi adında bir İtalyan gemici, Amerika’nın yeni bir kıta olduğunu ilan etti (1492–1502). Bu yeni kıtaya Amerika denildi.
  • Portekizli Macellan ve Del Kano, Dünya’yı dolaşarak yuvarlak olduğunu ispatlamak için 1519’da Atlas Okyanusu’na açıldı. Filipin adalarında yerlilerle yapılan savaşta Macellan hayatını kaybetti. Dünya gezisini Del Kano tamamladı. Böylece dünyanın çevresi ilk kez dolaşılarak yuvarlak olduğu ispatlandı (1519–1522).

NOT: Hollandalılar Güney Asya ülkelerini, İngiliz ve Fransızlar da Kuzey Amerika’nın iç kısımlarını keşfettiler.

Coğrafi Keşiflerin Sonuçları

  1. Keşifler, dünya tarihinde önemli sosyal, siyasal, ekonomik ve dini değişikliklere neden olmuştur. Bu durum, keşiflerin evrensel yönünü ortaya koymaktadır.
  2. Eski ticaret yolları değişti. Akdeniz, doğu-batı ticaretindeki önemini kaybetti. Baharat ve İpek Yolları önemini kaybetti.
  3. Atlas Okyanusu Limanları önem kazandı.
  4. Keşif yapan milletler, keşfettikleri ülkeleri ele geçirerek sömürge imparatorlukları kurdular (en önemlileri; İspanya, Portekiz, İngiltere, Fransa).
  5. Yeni ülkelerde bol olarak bulunan altın ve gümüş gibi madenler, Avrupa’ya getirildi ve ticaretle uğraşan burjuva sınıfı zenginleşti. Bunlar soyluların topraklarını satın aldılar ve soylular eski güçlerini kaybettiler.
  6. Burjuva sınıfının zenginleşmesi sonucu Avrupa ürünleri yeni pazarlar bulmuştur. Bu da Sanayi Devrimi’ne ortam hazırladı.
  7. Amerika, Avustralya, Antarktika gibi yeni kıtalar, yeni ticaret yolları, yeni uygarlıklar (Aztek, İnka, Maya vb.) bulundu ve tanındı.
  8. Domates, vanilya, patates, tütün gibi yeni bitkiler ile yeni hayvan türleri tanındı ve Avrupa’ya taşındı.
  9. Dünyanın yuvarlak olduğu kanıtlandı.
  10. Keşfedilen yerlere, özellikle Amerika’ya Avrupa’dan göçler olmuş, bu durum Avrupa kültür ve medeniyetinin yayılmasını sağladı. Avrupa’da işsizlik azaldı.
  11. Hıristiyanlık yayıldı. Ancak bazı bilimsel gerçeklerin (Dünya’nın düz olduğu gibi) ortaya çıkması sonucu Hıristiyanlık dini zayıfladı, kiliseye ve din adamlarına duyulan güven azaldı.
  12. Zenginleşen Avrupalılar, kültür ve sanat hareketlerini destekledi. Böylece Avrupa’da Rönesans’ın doğmasına ortam hazırlandı.

Osmanlı Ordusu (Kısa anlatım)

Osmanlı ordusu Kara Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri olmak üzere iki ana bölüme ayrılırdı.

A-Kara Kuvvetleri

Osman Bey devrinde düzenli bir ordu yoktu. İlk düzenli  ordusu, Orhan Bey zamanında Yayalar (piyadeler) ve Müsellemler (atlılar) adıyla kurulmuştur.
I.Murat Kapıkulu Ocaklarını kurdu.

1-Kapıkulu Askerleri:

Başlangıçta savaş esirleri arasından seçilenlerden oluşurdu (Pençik Sistemi).  Ancak I. Mehmet zamanında hazırlanan “Devşirme Kanunu” ile Hıristiyan halk arasından seçilen gençlerden oluşturulmaya başlanmıştır.
Kapıkulu askerleri padişaha bağlı olup üç ayda bir “ulufe” denen maaşı alırlardı. Bu askerler özel olarak yetiştirilirlerdi.
Kapıkulu Askerleri Piyade (yaya) ve Süvari (atlı) olmak üzere ikiye ayrılırlardı.

a-Kapıkulu Piyadeleri

●Acemi Oğlanlar Ocağı: Devşirme kanununa göre toplanan Hıristiyan çocukları bu ocakta eğitilir ve kabiliyetlerine göre diğer ocaklara gönderilirdi.

●Yeniçeri Ocağı:  Ocaklar içerisinde en önemlisi idi. Yeniçerilerin komutanı Yeniçeri Ağası idi. Yeniçeriler savaşta padişahın otağının yanında bulunurlardı. Barış zamanında İstanbul’da şehrin güvenliğini sağlarlardı. Ayrıca yangın söndürme gibi işlere de bakarlardı.

●Topçu Ocağı:  Top döken, topçulukla ilgili malzemeleri hazırlayan ve savaşlarda topları kullanan sınıftır.

●Top Arabacıları Ocağı:  Sefer sırasında topları savaş bölgesine götüren sınıftır.

●Humbaracı Ocağı: Havan topları (Humbara) ve el bombası yapımı ile uğraşılardı. Komutanlarına Humbaracıbaşı denirdi.

●Cebeci Ocağı: Ordunun silahlarını hazırlayan ve savaş alanına taşıyan sınıftır. Komutanlarına Cebecibaşı denirdi.

●Lağımcı Ocağı: Kuşatma sırasında tüneller kazarak kale duvarlarını çökertmekle görevli olan sınıftır

b- Kapıkulu Süvarileri

●Sipah-Silahtar:  Savaşta hükümdarın sağında ve solunda bulunarak hükümdarı korurlardı.

●Ulufeciler: Savaşta saltanat sancaklarını korurlardı.

●Garipler:  Savaşta ordunun ağırlıklarını ve hazineyi korurlardı.

2-Yardımcı Kuvvetler

Yardımcı kuvvetlerin en önemli kısmına bağlı beylik ve eyaletlerden gönderilen askerler oluştururdu.

3-Eyalet Askerleri

●Tımarlı Sipahiler: Merkeze bağlı eyaletlerde dirlik sahiplerinin besledikleri atlı askerlerdir. Bu sınıf tamamen Türklerden oluşup, Osmanlı ordusunun asıl gücünü oluştururdu. Tımarlı sipahiler barış zamanında bulundukları sancakların güvenliklerini sağlar, savaş zamanında ise bağlı bulundukları sancakbeyi ve beylerbeyinin emrinde savaşa katılırlardı.

●Akıncılar: Sınırda otururlardı. Sınırları  korumak, düşman topraklarına akınlar düzenler ve düşman hakkında bilgi toplar.

●Azaplar: Ordunun ön saflarında bulunur ve ilk hücumu karşılarlardı.

●Yörükler:Yol ve köprü yapımından sorumludur

●Sakalar: Su dağıtımından sorumludur.

●Deliler: Sınır ve sınıra yakın yerlerde otururlardı. Düşmana korkusuzca saldırmaları nedeni ile, deli olarak adlandırılmışlardır.

B- Donanma

● Osmanlı Devleti’nde ilk donanma faaliyetleri Orhan Bey zamanında Karesi Beyliği’nin alınması ile başlamıştır.
● İlk Osmanlı tersanesi, Yıldırım Bayezid zamanında Gelibolu’da kurulmuştur.
●Osmanlı donanması, Kanuni zamanında altın çağını yaşamıştır.
●Donanmanın başkomutanına “Kaptan-ı Derya” veya Kaptan Paşa denirdi. Donanmanın diğer komutanlarına “Reis” askerlerine ise “Levent” denirdi.

Content 7

Fatih Sultan Mehmet Dönemi

   Fatih 1451 yılında babası II. Murad’ın ölümü üzerine üçüncü defa ve kesin olarak tahta çıktı.Manisa’da vali olarak bulunuyordu.Dünya tarihinin en büyük hükümdarlarından olan Fatih çok genç yaşta tahta çıkmıştı.Son derece iyi yetişmiş ve deha sahibi idi.Tahta geçer geçmez bu değişiklikten yararlanmak isteyen Karaman beyi İbrahim Bey Osmanlı topraklarına saldırdı.Fatih hemen Anadolu’ya geçti.Osmanlı ordusu Akşehir’e geldiği zaman Karamanoğlu gönderdiği elçiler vasıtası ile Osmanlıdan af diledi.Fatih İstanbul’un fethi ile uğraşmak istediğinden bunu kabul etti.
Fatih tahta çıktığında Balkanlar ile Anadolu arasında birleşik hayatı engelleyen en önemli unsur Bizans’tı. Bin yıllık devlet olan Bizans küçüle küçüle sadece İstanbul’a hükmeden bir devlet haine gelmişti.
O günlerde İstanbul sadece Edirne kapı- Haliç arasında yer alıyordu. Bugün ki Galata’nın bulunduğu yerde ise küçük bir Ceneviz kolonisi yer alıyordu.
Bu duruma rağmen Bizans boğazları kontrol ediyor, Avrupa ile ilişkiler kuruyor, Haliç’i kapatıyor, beylikleri kışkırtıyor, çeşitli entrikalar çeviriyordu.
Fatih amacını gerçekleştirmek için Macarlara, Sırplara, Bizans’a gayet yumuşak davranıyordu. Amacı haçlıların birleşmesini önlemek, zaman kazanmaktı.

İstanbul’un Fethi (29 Mayıs 1453)
FETHİN SEBEPLERİ
Fethin sebeplerini dini, siyasi ve ekonomik sebepler olmak üzere üçe ayırmak mümkündür.

A-Dini Sebepler:
Hz. Muhammet bir hadisinde bir hadisinde İstanbul’un mutlaka feth olunacağını belirtmekte, onu feth eden ordu ve komutanları övmektedir.Bu sözleri Emeviler, Abbasileri etkilediği gibi Osmanlıları da harekete geçirmiştir.
B-Siyasi Nedenler:
1.   Asya ve Avrupa’ya yayılmış Osmanlı devletinin ortasında bir engel olması
2.   Haçlıları genellikle Türklere karşı Bizans’ın tahrik etmesi
3.   Anadolu beyliklerini Osmanlı’ya karşı kışkırtması
4.   Osmanlı devletinde kardeş kavgalarını desteklemesi
5.   İstanbul’un yeniden Latinler tarafından alınmasını engellemek
6.   Balkanlarda ve Anadolu'da yapı> savaşlarda askerlerin karşıya geçirilmesinde yaşanan zorlukları ortadan kaldırmak
7.   İstanbul’un coğrafi ve jeopolitik konumu
8.   Osmanlı toprak bütünlüğünün sağlanmak istenmesi
9.   İstanbul’un önemli bir merkez olması
C-Ekonomik Nedenler:
Osmanlı devletinin coğrafi, iktisadi ve askeri durumunun gelişmesi için İstanbul’un alınması gerekli idi.Boğazların tam olarak kontrol altına alınmasıyla Karadeniz ticareti ele geçirilebilirdi.

FETİHTEN ÖNCEKİ İSTANBUL KUŞATMALARI

İstanbul tarih boyunca pek çok kez kuşatılmıştı.Ancak çok güçlü surlara sahip olması sebebiyle fethedilememişti.Kuşatan devletler sırasıyla şunlardır:
1)   Makedonya kralı Filip:M.Ö. 340 yıllarında bilinen ilk İstanbul kuşatmasıdır.
2)   Roma imparatoru Septinus Severis: M.Ö. 194
3)   İranlılar: M.S.616
4)   İran- Avar ittifakı: M.S. 626
5)   Emeviler: Müslümanlar ilk kez bu dönemde kuşattılar.
6)   Abbasiler:Müslümanlar tekrar İstanbul’u kuşattılar, Bizans haraca bağlandı.9. yy. kadar Abbasiler defalarca Bizans’ı kuşattı.
7)   Ruslar:864 yılında İstanbul’u kuşattılarsa da yenik olarak geri çekildiler
Cool Macarlar:959’da kuşattılar fakat yenildiler.
9)   Latinler:1204 yılında IV. Haçlı seferini İstanbul’a yaparak Bizans’a son verdiler. 1261 yılına kadar Latin krallığı eliyle İstanbul’u yönettiler.
10)   Rumlar:1261 yılında İznik Rum imparatoru VI. Mihael Paledogis tarafından İstanbul Latinlerden alındı.
11)   Venedik:1302 yılında Venedikliler tarafından kuşatılmış fakat alınamamıştır.
12)   Ceneviz:1348 yılında Galata’da yaşayan Cenevizliler İstanbul’a saldırmış fakat başarılı olamamıştır.
13)   Osmanlı:İlk kuşatma Yıldırım Beyazıt tarafından 1391’de yapıldı.Kuşatma dört kez tekrarlandı ve Anadolu hisarı yapıldı.Bunu Çelebi Mehmet ve II. Murad tekrarladı fakat çeşitli nedenlerle başarılı olunamadı.

İstanbul’un Fatih Dönemine Kadar Alınamamasının Sebepleri:
1.   Bizans’ın Avrupa devletleri tarafından roma imparatorluğunun devamı sayılması, kutsal şehir kabul edilmesi ve doğudaki son Avrupa kalesi olarak görülmesi
2.   Savunmaya elverişli konumu ve sağlam surlara sahip olması
3.   Karadan ve denizden kolayca yardım alabilmesi
4.   Bizans’ın İstanbul savunması konusunda çok deneyimli olması
5.   Devrin teknolojilerinin yetersiz olması
Fatih Döneminde Fethi Kolaylaştıran Etkenler:
1.   Bizans’ın eski gücünü kaybetmesi, ordu ve donanmanın zayıflaması
2.   Din, mezhep ve parti çatışmalarının olması
3.   Osmanlı ordusunda surları yıkabilecek yopların olması
4.   Fetih için yapı> hazırlıkların tam olması
Fetih için yapı> hazırlıklar:
1.   Karamanoğulları ile barış yapılması
2.   İstanbul boğazının en dar yerine Rumeli hisarının (Boğazkesen) yapılması
3.   Edirne’de şahi adıyla surları yıkabilecek büyük topların yapılması
4.   400 gemilik bir donanmanın yapılması
5.   Turhan Bey’in Mora’ya gönderilerek İstanbul’a yardımın engellenmesi
6.   Macarlarla üç yıllık anlaşma yapılması
7.   Eflak ve Sırbistan ile barış anlaşmasının yenilenmesi

Bizans’ın Hazırlıkları:

1.   Haçlı dünyasından yardım istendi.Bunun karşılığında Ortodoks ve Katolik kiliselerinin birleştirilmesi teklif edildi. Ancak Bizans halkı buna karşıydı.
Buna rağmen Papa ve Venedik’ten bir miktar asker geldi.Sakızlı Cenevizlilerden iki kalyon ve bir miktar asker geldi.Mora’dan, adalardan ve İspanya’dan bir miktar asker geldi.
2.   Surlar kuvvetlendirildi
3.   Rum ateşi her yere yerleştirildi.
4.   İstanbul’da bol bol yiyecek depolandı.
5.   Haliç zincir çekilerek kapatıldı.

İstanbul’un kuşatılması ve Fethi (6 Nisan- 29 Mayıs 1453)


Hazırlıklar tamamlandıktan sonra imparator Konstantin Dragezes’e elçi gönderilerek şehrin teslim edilmesi istendi.fakat teklif ret edilince 6 Nisan 1453’te kuşatma başladı.ordunun mevcudu 75 bin kadardı. Büyük toplarla surlar dövülüyordu. Bizans aldığı yardımlar sayesinde başarılı bir savunma veriyordu. Fatih 21-22 Nisan gecesi 72 parçalık donanmayı Tophaneden Kasımpaşa limanına, Haliç’e indirdi. Bizans ve Latin donanması topa tutuldu. Gittikçe gücünü kaybeden İstanbul 29 Mayıs 1453’te yapı> son saldırı ile alındı.Kuşatma 53 gün sürmüştür.Şehir fethedilince halka din ve mezhep özgürlüğü tanınmıştır. Ortodoks kilisesinin başına Katolik-Ortodoks birleşmesine karşı çıkan birisi getirildi. Amaç Avrupa Hıristiyan birliğinin oluşmasını engellemekti.

FETHİN SONUÇLARI


Fethin sonuçlarını Türk ve dünya tarihi açısından iki kısımda inceleyebiliriz.


Türk Tarihi Açısından Sonuçlar
1.   Osmanlı devletinin iki kıta arasındaki bütünlüğü sağlanmıştır.
2.   Boğazların savunması kolaylaşmıştır.
3.   Osmanlı tabi başkentine kavuşmuştur.Başkent Edirne’den İstanbul’a taşındı.
4.   Osmanlılar ve padişahların İslam dünyasındaki itibarı artmıştır.
5.   Osmanlıların yükselme dönemi başlamıştır.
6.   Ticaret yollarının denetimi Türklerin eline geçmiştir.


Dünya Tarihi açısından Sonuçları
1.   Türkler artık dünya siyasetinin ve Avrupa tarihinin vazgeçilmez unsuru haline geldi.
2.   Tarihi Bizans imparatorluğu sona erdi
3.   Ortaçağ sona erdi, Yeniçağ başladı.
4.   İstanbul’dan giden bilim ve sanat adamları İtalya’ya giderek Rönesans’ın başlamasını sağladılar.
5.   İpek yolu denetim altına alındığı için coğrafi keşiflere zemin hazırlandı.
6.   Tüm Ortodokslar himaye altına alınarak Avrupa’nın dini birliği önlendi.
7.   Avrupa devletleri İstanbul’da ilk sürekli elçilikler kurmaya başladılar.
8.   Büyük toplarla kalelerin yıkılabileceği görülmüş, dolayısıyla derebeylikler yıkılmış mutlak krallıklar kurulmaya başlamıştır.


Fethe Tepkiler
Bizans’ın ortadan kalkması Avrupa’da büyük tepkiye sebep oldu.Ancak Avrupa kendi arasında mücadele halindeydi. Ayrıca Varna ve Kosova savaşlarının etkisi hala korunuyordu.Bu sebeplerle Papanın haçlı seferi çağrısı cevap bulmadı.Papalık yıllık yas ilan etti.
En fazla tepki Venedik’ten gelmişti. Bunun sebebi çıkarlarının zedelenmesidir.Fatih tepkileri önlemek için aşağıdaki önlemleri aldı:
1.   Venediklilere ticaret serbestliği tanınmış.Osmanlı topraklarında serbest ticaret yapmaları kaydıyla 200 bin altın vergi alınmıştır.
2.   Ortodoks kilisesinin hakları aynen tanınmış, patrikhaneye yetkiler verilmiştir.
3.   Galata’daki Cenevizlilere ve Galata halkına güvence verilmiştir.
Fatih’in Batı Siyaseti


İstanbul’un fethinden sonra
1.   Avrupa’da doğan tepkileri önlemek
2.   Batıdaki hakimiyeti pekiştirmek
3.   Sınırları genişletmek
4.   İslam’ı yaymak
5.   Hıristiyan birliğini bozmak
6.   Balkan uluslarını tam olarak yönetim altına almak
7.   Doğudan gelen Türkmenlere yurt bulmak
Amaçlarıyla batıya yönelik seferler yapılmıştır.


a.   Sırbistan Seferi (1454):
Sırbistan II.Murad devrinde alınmış ancak Edirne-Segedin antlaşmasıyla (14449 elimizden çıkmıştı.Fatih daha önce Türk egemenliğinde olan yerleri istedi. Sırplar bunu kabul etmeyince üç büyük seferden sonra başkentleri Semendire Mahmut Paşa tarafından alınarak Sırp krallığına son verildi.Belgrat dışındaki bütün Sırp toprakları Osmanlıya bağlandı.(1459)
b.   Mora sefer (1460):
İstanbul’un fethinden sonra Mora’da bulunan iki büyük Rum despotluğu vergiye bağlanmıştı. Bu despotluklar arasında devamlı mücadele oluyordu. Mora İtalya seferleri için bir üst konumundaydı. Bu mücadelelerden de yararlanılarak Atina ve Mora alındı.
c.   Eflak seferi (1476):
Macarlarla anlaşan eflak beyi vermesi gereken vergiyi vermemeye başladı.Gönderilen elçiyi öldürttü ve bir Türk birliğini kazığa vurdurdu. Bunun üzerine Eflak seferine çıkan Fatih Eflak beyi Vlad’ı yendi ve Eflak’ı Osmanlı devletine bağladı.
d.   Boğdan Seferi (1476)
Boğdan beyliği de Osmanlı egemenliğini tanımıştı. Osmanlı-Venedik savaşını fırsat bilerek bağımsız olmaya çalışan Boğdan hakimiyet altına alındı.
e.   Bosna ve Hersek Seferi (!462-1464)
Macarlarla anlaşan Bosna kralı vergisini vermemeye başladı.Fatih Venedik savaşı sırasında Bosna seferine çıkarak bölgeyi aldı. kral öldürüldü. Hersekte 1465 yılında alındı. Hıristiyanlığın Bogomil mezhebine mensup bölge halkı zaman içinde kendi isteğiyle Müslümanlığı kabul etmiştir.
f.   Arnavutluk’un Ele Geçirilmesi (1479):
II. Murad döneminde alınmıştı.Fakat Osmanlı sarayında yetişen, sancak beyliği rütbesine kadar yükselen Arnavut asıllı İskender bey kaçarak Arnavutluk'ta bir isyan çıkardı. Macarlar ve Venediklilerle anlaştı. Fatih tarafından 3 sefer düzenlendi.I. seferde (1465) İlbasan kalesi yapıldı ve Balaban Paşa fetihle görevlendirildi. Balaban Paşa’nın öldürülmesi üzerine II. Sefer yapıldı (1467) bazı garnizonlar ele geçirildi. İskender beyin ölümüyle yerine oğlu Jean geçmişti. Arnavutlukta çıkan kargaşadan yararlanılarak III. Sefere çıkıldı.(1479) Kroya ve İşkodra ele geçirildi.Arnavutluk hakimiyet altına alındı. (1479)
g.   Osmanlı Venedik savaşı (1463-1479)
İki ülke arasında ilişkiler ilk olarak Çelebi Mehmet döneminde başlamıştı.Fakat asıl ilişki İstanbul’un fethinden sonra başladı.Bu fetih Venedik’in doğu ticaretine darbe vurmuştu. 1463’ de başlayan savaş 16 yıl sürdü. Venedik denizde Osmanlı karada güçlüydü. Venedikliler, Arnavutları, Eflak, Boğdan beylerini, Uzun Hasan ve Karamanoğullarını kışkırttılar.Venedik savaşının son yılları daha çok Arnavutlukta geçti. Fatih’in Arnavutluk seferinden sonra barış istemek zorunda kaldılar.       Bu barışa göre:
1.   Venedikliler bu savaşta Osmanlılardan aldıkları yerleri geri verdiler.
2.   Arnavutluk’tan alınan Kroya ve İşkodra kaleleri Osmanlılarda kaldı.
3.   Osmanlılar Dalmaçya, Arnavutluk kıyıları, Mora’da Venedik’ten aldıkları yerleri geri verdiler.
4.   Venedik her yıl Osmanlı devletine 10 bin Venedik altını savaş tazminatı vermeyi kabul etti.
Ayrıca Venedik’e şu imtiyazlar verilmiştir:
1.   Venedikliler İstanbul’da devamlı elçi bulundurabilecekti. (Venedik elçilerine balyos denir.)
2.   Balyoslar Osmanlı topraklarına yerleşen Venedik vatandaşlarının davalarına bakacaktı.
3.   Venedik bayrağı çeken herhangi bir gemi Venedik gemisi sayılacak ve saldırılmayacaktı.
4.   Osmanlı saldırısına uğramadan önce herhangi bir devlet Venedik bayrağı çekerse Venedik’in bağlaşığı sayılacak ve saldırılmayacaktı.
Bunlar yabancı bir devlete verilen ilk imtiyazlardır.Osmanlı devletinde ilk yabancı elçi bulundurma hakkını elde eden devlet Venedik’tir.
h.   İtalya seferi (1480):
Fatih Anadolu’da iken Papalık Osmanlıya karşı Avrupa’yı kışkırtıyordu.Rodos kuşatıldıysa da başarılı olunamadı. Gedik Ahmet Paşa tarafından Otranto kalesi alındı. Roma’nın fethi için üst elde edildi.Kafelonya, zanta ve Ayamavra adaları ele geçirildi. Fakat Fatih’in ölümüyle Otranto kalesi ve bu adalar kaybedildi.


i.   Osmanlı Macar İlişkileri:
Macarlar Bu dönemde de Osmanlının aleyhinde bulunmuşlardır. Venedik ile ittifak kurmuşlardı. Üzerlerine sefer yapılmasa da sınır çatışmaları sürmüştür.


Fatih’in Karadeniz Siyaseti
Karadeniz seferlerinin amaçları:
1.   Karadeniz’de Venedik ve Ceneviz üstünlüğüne son vermek, bu devletlerin İslam dünyası aleyhine yaptığı esir ticaretini engellemek.
2.   İstanbul’a gelen kürk, buğday, deri ve tuz sevkıyatında esas rolü oynayan Kırım sahillerini ele geçirmek
3.   Karadeniz’i bir Türk gölü haline getirmek.
4.   Kırım’ı Osmanlı nüfuzuna almak ve bölge Türkleri ile ilişki kurmak.
Bu amaçlarla:

a.   Amasra’nın Alınması (1459):
Amasra Cenevizlilere ait bir ticaret kolonisiydi. Fatih İstanbul’un fethinden sonra şehirde yaşayan Cenevizlileri çıkardı.Amasya karadan ve denizden kuşatılarak alındı.
b.   Candaroğlu Beyliğinin Alınması (1460):
Amasra’nın fethi sırasında Candaroğlu İsmail hediyeler sunarak Sinop’u kurtarmak istemişti.Bir yıl sonra şehir alınmıştır.
c.   Trabzon’un Alınması (1461):
IV. Haçlı seferinden sonra kurulan devlet Kommen sülalesinden gelen David Kommen tarafından yönetiliyordu.Uzun Hasan’a güvenerek vergilerini ödemeyince karadan ve denizden kuşatı> Trabzon Rum İmparatorluğu fethedildi.(26 Ekim 1461)
d.   Kırım’ın Fethi (1475):
Kırım askeri ve jeopolitik olarak önemli bir konumdaydı. Altınordu devleti sonrasında Kırım hanlığı kurulmuştu. Gedik Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Kefe’yi ele geçirdi ve bölgedeki Ceneviz kolonilerini ele geçirdi.
Sonuçları:
1)   Osmanlı devleti doğu ticaret yollarına sahip oldu.
2)   Karadeniz Türk gölü haline geldi.
3)   Kırım Hanlığı Osmanlı devletine bağlandı.
4)   Karadeniz’deki Ceneviz üstünlüğü sona erdi.
5)   İpek yolunun denetimi Osmanlı devletine geçti
Fatih’in Anadolu Siyaseti
Anadolu siyasetinin amaçlar:
1.   Rumeli’de daha rahat fetihler yapmak için Anadolu’nun egemenlik altına alınması zorunluluğu
2.   Doğuyu güvence altına almak
3.   Anadolu’da ticareti ve ticaret yollarını canlandırmak.
Bu amaçla.
a.   Amasra’nın Alınması (1459)
b.   Sinop’un Alınması (1460)
c.   Trabzon’un Alınması (1461)
d.   Karaman’ın Osmanlılara Bağlanması (1466):
Karamanoğlu İbrahim beyin 1464’te ölmesi üzerine oğulları birbirlerine düşmüşlerdi. Oğulları arasındaki çekişme bazı devletlerin olaya karışmasına sebep oldu. Uzun Hasan’ın yardımıyla İshak Bey Karaman beyi oldu. Kardeşi Pir Ahmet Bey Fatih’e başvurarak yardımlarıyla karaman tahtına çıktı. Ancak Venedik seferi sırasında Venedik’le ittifak kurdu. Bu durum üzerine Konya ve Karaman alınarak Osmanlıya bağlandı. Konya halkının bir kısmı İstanbul’a gönderildi. Pir Ahmet Bey Uzun Hasan’a sığındı. Bu durum Osmanlı-Akkoyunlu savaşının sebeplerinden birisidir.
e.   Otlukbeli savaşı (1473)
Doğu Anadolu’da güçlü bir devlet kuran Akkoyunlular Fırat’tan Maveraünnehir’e kadar yayılmışlardı.Timur devleti ve Karakoyunlular’ı yenmişti. Uzun Hasan Anadolu’yu ele geçirmek istiyordu. Anadolu’ya büyük bir askeri güç göndersiyse de bozguna uğratıldı. Buna rağmen Venediklilere güvenerek Trabzon ve Kayserinin kendisine verilmesini istedi. Devrin en güçlü ordusuna sahip Osmanlı devleti birkaç saat içinde süvarilerden kurulmuş Akkoyunlu ordusunu perişan etti. Uzun Hasan zorlukla kaçtı. Zayıflayan devlete Şah İsmail son verdi.
Fatih’in Güney Siyaseti
Kuruluş devrindeki dostluk içinde olan Memluk-Osmanlı ilişkileri Fatih döneminde bozulmaya başladı.İlişkilerin bozulma sebepleri:
1.   Osmanlıların Memluk hakimiyetindeki Dulkadiroğulları iç işlerine karışması.
2.   Hicaz su yollarının tamir sorunu
Bu sorunlara rağmen sıcak savaş yaşanmamıştır. Fatih halife Memluk egemenliğinde olduğundan İslam dünyasında kazandığı itibarı korumak istemiştir.
Fatih’in Ege Siyaseti
İstanbul’un fethi ile ticaret yolları Osmanlı egemenliğine girmeye başlamıştı. Ancak hala Venedik ve Cenevizliler denizlerde önemli bir güçtü. Adalar vasıtasıyla korsanlık yapıyorlardı. Fatih’in siyaseti Anadolu’ya yakın adaları ele geçirmek, güçlü bir donanma yaptırmaya çalışmak olmuştur.Alınan adalar:
1.   İmroz, Taşoz, Bozcaada, Semadirek ve Limni’nin alınması (1456),Cenevizlilerden alınmıştır.
2.   Midilli’nin alınması. (1462) Venediklilerden alınmıştır.
3.   Eğriboz’un alınması. (1470) Venediklilerden alınmıştır.
4.   Rodos Seferi. (1480) Sen-jan şövalyelerinin elindeydi.Hem karadan hem denizden kuşatılmasına rağmen alınamadı.


Not:Fatih Türk tarihinde çağ açan tek hükümdardır.Osmanlı’da yükselme dönemini başlatmıştır. İlim ve teknolojiye çok önem verirdi. İstanbul kuşatması sırasında tarihte ilk kez kullanı> havan toplarının projesini kendisi çizmişti.Sahn-ı Seman medresesini kurarak İstanbul Üniversitesinin temellerini attı Kanunname-i Ali Osman adıyla ilk kez örfi kanunları yazılı hale getirdi.Arapça, Farsça, Grekçe, Latince ve İtalyanca bilirdi.Fatih’in ölümü Roma’nın fethinden korkan Avrupa’da sevinçle karşılandı.Son seferini nereye yapacağı bilinmiyordu. Sefer sırasında öldü.Zehirlediğinden şüpheline nen Yahudi asıllı doktor askerler tarafından parçalandı.

Comments

0 ahmetterliksiz 11-01-2014 21:07 #1
Harika keşke hep kaynaklar böyle olsaydı

Yorum ekle

Sevgili Ziyaretçilerimiz ...
Yorum yazarken lütfen türkçemizi güzel kullanınız, genel ahlaka aykırı kelimeler kullanmayınız...

Güvenlik kodu Yenile

Sosyalbilge Sayfamızı Beğenin

Özel Arama

Son Yorumlar

Makale Görünüm Sayısı
1354767

28 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Duyuru

Sitemiz forum sayfaları açılmıştır . Sitemizden daha iyi yararlanmak için üye olunuz.

iyi vakit geçirmeniz dileği ile

sosyalbilge.com

Atatürk Resimleri

Son Üyeler

  • ayşe arıkan
  • Tanozen
  • fatma arıkan
  • Qurbanoff
  • thedreamer
  • alperen24